23 Eylül 2011

SENİ ÖZEL KILAN SEVDİĞİN DEĞİL SEVGİN!!!



Aşık olmakla sevmek arasındaki farkı sormuşlar (?)

Cevaplamış Şems:

-Senin baktığına herkes bakar;ama senin onda görebildiğini herkes göremez.

-Herkes aşık olabilir;ama hiçkimse senin gibi sevemez.Tek fark sensin.

-Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin..[Şems-i Tebrizi]..

SEVMEK...


Sevmek; Aşkın nârında yanabilmek,

Sevmek; Yandıkça “insan” olunduğunun farkına varabilmektir!..

Sevmek; Allah’ın adıdır

Sevmek; kulun muradıdır

Sevmek; elinde bulunan bütün varlığı sevdiğine bağışlayıp, senden sana hiç bir şey kalmamasıdır. Onun verdiğinden başka birşey almamandır. Onu da alırken sevdiğinin rızası için almandır.

Sevmek; Aşkın nârında yanabilmek,

Sevmek; Yandıkça “insan” olunduğunun farkına varabilmektir!..

Sevmek; Kâh bulutların üzerinde gezinmek, Kâh yeryüzünde sürünmektir!..

Sevmek ; “Delilerle sır boncuğu dizebilmek,” Her çirkinlikte bile bir güzellik görebilmektir!..

Sevmek; bıkmadan usanmadan sabırla yol beklemektir.

Sevmek ; sahiplenmektir, korumaktır.

Sevmek ; şefkattir, merhamettir

Sevmek ; Nakış nakış dokumaktır Duygularını.

Sevmek; Gerektiğinde nefsine “dur” diyebilmek,

Sevmek; Her şeyden önce gururunu yenebilmektir!..

Sevmek ; Cesur olmaktır

Sevmek ; en olmadık yerde hayatını ortaya koyabilmektir.

Sevmek; Neden ve ne olursa olsun, kin beslememek, nefret etmemektir!..

Sevmek; Konuşmadan anlaşabilmek,

Sevmek; Soğuk kış gününde paylaşabilmektir bir tek kocuğu,

Sevmek ; duyguların en asilidir

Sevmek; neslin devamını saglamaktır

Sevmek; Nefes alabilmek,

Velhasılı sevmek; Yaşamaktır... Yaşatmaktır!..

Sevmek; Her karara saygı gösterebilmek, Paylaşmayı kabullenmektir.

Sevmek; İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek,

Sevmek; Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp çıktıgın kapıdan dönebilmektir!..

Sevmek; “Yetti gayri” dememek,

Sevmek; Yorulmak nedir?.. Usanmak nedir?..Bilmemektir!..

Sevmek; Ona yürürken ayagına batan dikenlerin acısını hissetmemektir...

Sevmek; kendi tarafından olan çoğu, az gorüp, sevdigin tarafından olan azı, çok saymaktır...

Ey bütün kainatı, Sevgili Muhammed’in aşkıyla, sevgisiyle yoktan var eden Yüce Rabbim!

Bizi sensiz, yüreğimizi merhametsiz, muhabbetimizi Muhammed'siz bırakma...

22 Eylül 2011

AŞK...

 

Ey gönül! Âşık olmadan,ne hüznün ne de sevincin tanımını yapma!
         AŞK,madalyonu ters çevirten bir tılsım gibidir..

***
Yorulacaksan,zorlanacaksan,şikâyetçi olacaksan,
        keşkelere sığınacaksan,söze "ama" diye başlayacaksan,
        girme aşk yoluna; aşk yolunda "U" dönüşü yoktur!
        Aşk der ki,sana: Yolumdaysan başım feda yoluna,ama
        bil ki seninde başını isterim yoluma..
           Kahır,kapris gelecekse senden âmenna!Ama ayağına
        diken batarsa yolumda ah edip vahlanma!..
        AŞK bilek gücü değil "YÜREKTİR"!
        Yüreğin yetmiyorsa,düşme yollara!!!

***
Canan'a can olan bilmez canın kıymetini...  
       Canan da bilmez,canına can olanın kıymetini..!
***
Dünya gözü ile bakan "YÜZÜ";
         Gönül gözü ile bakan "ÖZÜ" görür!

***
İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar diye küçümserler ki;
         Kalp pek mi büyük incirden?
         Bakın bakalım insan neler çekiyor,
incir çekirdeği kadar kalbe düşenden...

***
Diyorsun ki; "ben sana gönlümü verdim."
         İyi de gönül dediğin nedir ki toprağa girince
toz olur,toprak olur.
         Ben sana ruhumu veririm.Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur!

****
Ne gönlümün derdini sor bana..Ne sararan yüzümü sor..
         Ne de içimin ateşini sor..Gel gözünle gör,gel artık..

***
Gönlüme girmene lâfım yok!.. Ama mâlûmdur ki;
karga gül bahçesinde gezmekle
          bülbül olmaz.BİLESİN SEN DE..!

***
Dilin anlatışı aydınlatır,aydınlatır ama,dile düşmeyen,
söze gelmeyen AŞK,daha da  aydındır..

***
Dostdan,yakınlardan gelen bir cefâ...
Düşmanın üçyüzbin cefâsına bedeldir...

Mevlânâ'nın Şems-i Tebrizî'ye yazdığı mektup




Sensizliğe alışmak...Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma. Ne tuhaf ki dün seni bana kötüleyen diller,bugün sensizliğin efkârındaki Mevlânâ'yı teselli için dil döküyorlardı. Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma. Parmaklarım alev alev yanıyor.Kâğıt tutuşacak mektup yanacak diye çekiniyorum.

     Cehennemden betermiş seni kazanmak için senden uzaklaşmak. Kırk senedir beklediğimdin. Geç bulduğumdun. Şimdi yoksun. Daha kaç sene bekleyeceğim.Çöldeki kumlar kadar susuzum. Gelişin nisan yağmuru olsun.Hanidergâhımızın avlusuna bakırdan koskoca bir taş koymuştum.Nisan yağmurları dolsun da orucumuzu bin bereketli yağmurla açalım diye.Gönlümün nisan yağmurlarıyla ıslanan gülü açmayacak mısın hâlâ? Sözlerin kulaklarımda hâlâ taze.Kelimeler yıldız yıldız.Cümlelerin mehtapların en şahanesi.Tebessümün geliyor gözümün önüne. Vuslat gibi güzel bir sabah güneşi gülüşlerin.Biz birbiriyle genişleyen, kenetlenen ve sonsuzlaşan tek ruhuz.

     Gel ŞEMS,ayakların kudüm olsun,kolların rebap,soluğun ney olup vuslat müjdesini üfleyerek gel. Nasıl bir pınarsın sen ŞEMS? İçtikçe susadığım.Nasıl bir ateşsin sen ey ŞEMS? Yandıkça serinlediğim. Sen görünüşe erişemediğim pasını silemediğim. Karanlığım, Güneş'im.Gönlüm,aziz dostum!

Nerelerdesin,ya dön artık yurduna,ya da iki satır yaz bize... Kim gücendirdi senin o nazende yüreğini,hangi kem söz,hangi sinsi nazar seni benden kopardı,ey ŞEMS.Varım yoğum sensin. Sende yoksan ben bir hiçim bilmez misin? Kavline mestân olan Mevlânâ'ya ayrılığı hediye etme. Etme ŞEMS...
                                      

                             Duydum'ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme
                             Başka bir yâr başka bir dosta meylediyorsun,etme
                             Sen yâdeller dünyasında ne arıyorsun,yabancı
                             Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun,etme
                             Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
                             Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun
                             Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
                             Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun, etme

                             Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
                             Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme
                             Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
                             Ayın'da evini yıkmayı kastediyorsun, etme
                             Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
                             Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme
                             Âşıklarla başa çıkacak güçün yoksa eğer
                             Âşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme
                             Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
                             Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme
                             Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
                             O zehri o şekerle sen bir ediyorsun, etme...
                             Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar diye
                             Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun, etme
                             Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
                             Ey hırsızlığa'da değen hırsızlık ediyorsun, etme
                             İsyan et ey arkadaşım söz söyleyerek an değil
                             Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme!

20 Eylül 2011

GAZEL





Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı

Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı

Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

FUZULİ

Cânı Kim Cânânı İçün Sevse Cânânın Sever



Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever

Her kimün âlemde mıkdârıncadur tab'ınde meyl
Men leb-i cânânumu Hızr Ab-ı Hayvânın sever

Başa dem düştükçe taksîr eylemez eyler meded
Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciger kanın sever

Müşg-i Çîn âvâre olmuşdur vatandan men kimi
Hansı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever

Şu ki ser-gerdân gezer başında vardur ki hevâ
Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever

Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına
Kim ki bir ser-mest sâkî lâ'l-i handânın sever

N'olacakdur terk-i ışk etme Fuzûlî vehm edüb
Gâyeti derler ola bir bende sultânın sever

FUZULİ

NE OLURDU SEN RAZI OLSAYDIN BENDEN!!!

Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.

Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da,
 bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.

Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur?
Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.

Alem O'nunla kaimdir ve O'nsuz olan hiçbir şey yoktur.
O'nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

HAZRETİ İNSAN




Ey Kitabullahın  nüshası insanoğlu!

Sen, kainatı yaratan Hakk’ın güzelliğinin bir aynasısın!

Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil.

Her ne ararsan onu,
kendinden iste, kendinde ara.

KİM EDEBİNİ GÜZEL YAPARSA ALLAHA YAKLAŞTIRILIR!!!

Ey Cemaat !


Siz yakında öleceksiniz. Sizin üzerinize ağlanmadan evvel ölüm baki olmadan önce siz ağlayınız.Sizin için üst üste yığılmış çok günahlar vardır.Sizin kalpleriniz dünya hırsı ile hasta haldedir. O hasta kalplerinizi Hazreti Rahmana çevirerek tedavi ediniz.
Sizi azdıracak şeyleri talep etmeyiniz. Size kafi gelecek şeyler ile kanaat ediniz. Akıllı insan hiçbir şey ile şımarmaz. Hepiniz hesabıda haramıda unuttunuz!!!


Ey Oğul !


Sen kalp sahiplerine, EVLİYAULLAHA talebe ol hizmet et. Ta ki senin için kalp olsun… Senin için elbette Allahın hükmü ile hükmeden , ilmi ile amel eden bir MÜRŞİD gerektir… O sana nasihat eder, O sana bilmediğini öğretir , O senin ahlakını temizler….


Ey her şeyi satan kimse !


Dünyaya mukabil hiçbirşey satın almadın , Sen ahreti terk ederek dünyayı satın aldın! Sen hastalık içinde hastalıksın , sen yokluk içinde yokluksun, cehalet içinde cehaletsin .   


Sen hayvanatın yediği gibi hiç kontrol etmeden , incelemeden , hiç hesaba çekileceğini düşünmeden yiyorsun ….


Hepimiz hizmetçiyiz şeriata hizmet ederiz. Her kim dine hizmet ederse ona hizmet olunur. Her kim itaat ederse ona itaat olunur. Her kim Allaha yaklaşmak isterse yaklaştırılır. Her kim mütevazi olursa yükseltilir.  Her kim kerem sahibi olursa ona karşı kerem edilir. KİM EDEBİNİ GÜZEL YAPARSA ALLAHA YAKLAŞTIRILIR.