18 Mayıs 2012

LA İLAHE İLLALLAH..

LA İLAHE İLLALLAH..

Üstte anlatılan kelime-i tayyibeden daha menfaatli bir şey yoktur. Bilhassa, Rabbim gazabının sükunet bulması sanında.

Bu mübarek cümle ki, cehenneme girme üzerine gazabın sükunet bulmasına bir sebeptir; diğer gazapların sükunet bulmasına evlâ yoldan sebep olur. Zira, onlar bundan daha alttır.
Bu mübarek kelime, nasıl sükunete sebep olmasın ki: Kul bu mübarek kelimenin tekrarı ile, sivayı nefyederek ondan iraz etmektedir; teveccüh kıblesini dahi, Hak Mabud eylemektedir. Doksan dokuz rahmetin hazine anahtarı olarak görmekteyim.

Bilesin ki,
Küfür zulmetlerini, şirk sıkıntılarını giderme işinde; bu kelime-i tayyibeden daha çok fazla aracı bir şey yoktur.

Bir kimse, bu mübarek kelimenin mazmunu olan manayı tasdik eder de, iman babında bir zerre elde tutarsa, bu hali ile de, küfür âdetlerine ve şirk rezaletlerine müptelâ olsa dahi, ümid ederiz ki, bu mübarek kelimenin şefaati ile azaptan çıkar; ebedi cehennemde kalmaktan kurtulur.
Nitekim Resulullah (sav) Efendimizin şefaati dahi, bu ümmetin sair büyük günahlarının cezalarını def etmek işinde çok faydalı olup dahli pek fazladır.

Üstteki cümlede:
-Bu ümmetin büyük günahları dedim. Şunun için ki:
Büyük günahların irtikâbı, sair ümmetlerde bu ümmetten daha azdır. Hatta, küfür âdetleri, şirk rezaletleri ile imtizaç etmek, aynı şekilde.o ümmetlerde daha azdır. Bu mana icabı olarak, şefaat bu ümmet daha çok muhtaçtır.

Eğer bu ümmetin şefii bu kelime-i tayyibe olmasaydı; Hatemü'r-rüsül Resulullah (sav) Efendimiz dahi bu ümmetin şefaatçisi olmasaydı, günahların çokluğu bunları helak ederdi. Ona salât, selâm ve tahiyyet olsun.

Günahkâr bir ümmet var ama, bağışlayıcı bir Rabbin yüce varlığı karşısında onların günahları nedir? Bu ümmetin nail olduğu yüce Hakkın o kadar affı ve mağfireti vardır ki, geçmiş ümmetlerin bu kadarına nail oldukları malum değildir. O kadar ki: Doksan dokuz rahmet, bu ümmetin günaha dalanları için ahirete saklanmıştır.

Bir mısra:
Asileridir insanların kereme muhtaç...

17 Mayıs 2012

Ey aşk!



Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.




Kaç ask eleginden geçmem lazim, Yedi deryayi bir yudumda içmek için?



Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz…

Mühim olan hayatın içinde "İNSAN" olabilmektir.

 

Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.


Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Kalp ruha der ki :Ben severim, aşık olurum;ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir : Sen yeterki sev.


Hayatta her şey olabilirsin; Fakat mühim olan hayatın içinde "İNSAN" olabilmektir.


Hüzün ki en çok yakışandır aşıklara. Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de.

Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil..!




·        Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim..Gör bakalım ateş mi seni yakar, sen mi ateşi?

·        Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil..! Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol; Silenlerden değil...

·        Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir. 

·        Bildiklerini unut. diyor DOST. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et. Gıybet etme sakın,… bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.

BİLGİ

Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.

Yaşarım mutlu olurum, yaşarım mutlu ederim, Tabiki mutsuzda olurum ama yaşadığım... sürece Umutsuz, şükürsüz olmam. Aldatmaya çalışanlar aldanırlar, Güvenim kaybedilir hep ama ben hep kazanırım.


Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin. 


Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın; Nerden geldiğini unutmaması için.

Şeytanda insandaki özelliklerin birisi hariç hepsi vardır.Şeytanda eksik olan tek nimet Aşk..Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.



Dedim ki : Etrafında dolaşsam beni kınıyorlar?! Dedi ki : Zaten biz, kınanmadık sevgi görmedik ki...

5 Nisan 2012

AŞK!!!


Ey AŞIK!
Hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye.
Bil ki sevgilidendir özlemin
özü.Odur asıl sana özlem duyan.Çünkü o tutuşturmayınca alevi,kimsede
olmaz ateş.Ve AŞK ateşi önce sevilene, ondan sonra sevene
düşer._

Ey aşk,yüceliğinden göklere bile sığmıyorsun.Böyle olduğu halde nasıl oldu da gizlice şu gönlüme sığdın sen?

Ne aradıysam Bil ki Sende Bulmuşum..
Senden Öncesi Yoktu, Seninle VAROlmuşum..
Sende Bütün Özlemler.. Sende Bütün Gelecek..
Ben'i BendeArama, Ben Artık SEN Olmuşum...


Ben seni nasıl incitebilirim?
Ayağına bir öpücük kondurayım desem,
Kirpiklerimin dikeni ayağına batar da rahatsız eder diye korkarım…

yârim ile değil yaram ile hoşum!

Giderken kendimi sende bırakmayı diliyordum, gördüm ki sana hiç gelmemişim... Anladım ki iyi niyetlerle dolu temenniler yalana sıvanmış teşekkürlerde, boğuluyormuş.... Merhabanın boynunu bükene elveda demek zulümmüş. Zülüflerinden zûl akan yare, sancıyan yaram kadar bile değer görmem... Ondandır ki yarim ile değil yaram ile hoşum !?




“Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.”

26 Mart 2012

Yetim Çocuk

Medine-i Münevvere’de, o nurlu şehirde bir bayram sabahı… Varlığı ile kainatın bayram ettiği Hz. Peygamber (s.a.v) bayram namazından çıktı ve bayram sabahı oynamakta olan çocukları gördü ancak bir çocuk vardı ki diğer oynayan çocuklardan ayrı bir yerde duruyor ve ağlıyordu. Bu görüntü karşısında o merhamet ve şefkat kaynağı, Rauf ve Rahim olan Yüce peygamber(sav) çocuğa sordu:
- Ey çocuğum seni böyle ağlatan nedir?
Çocuk çocukluğu ile ve soruyu soranın kim olduğunu bilmeksizin:
- Ey adam çekil benim başımdan, benim derdim zaten bana yetiyor. Babam Resulullah’ın gazalarından birinde şehid oldu annem yalnız kalınca bir adamla evlendi o da hayırsız çıktı evimizi aldı, malımızı yedi ve işte şu gördüğün halim: çıplağım, açım, hüzünlü ve düşkünüm. Ne zaman ki bayram geldi ve bayram kıyafetli çocukların oynadığını gördüm, hüznüm tazelendi ve ağladım.
Ümmetinden birisinin en ufak bir mutsuzluğu ile mutsuz olan ve ümmetine çok düşkün bulunan Hazreti Peygamber (sav) çocuğa buyurdular ki:
- Ey yavrum ister misin ki baban ben olayım, Aişe annen olsun, Fatıma ablan Ali amcan Hasan ve Hüseyin de kardeşlerin olsun… İster misin?
Bu hitabı işiten garibim, şehid çocuğu, konuşanın kim olduğunu anladı da feryat ile:
- Aman ya Resulullah nasıl kabul etmem, nasıl istemem sizi şimdi tanıyabildim..
ve Resulullah hazretleri ile o şehid çocuğu, beraberce el ele hane-i saadete, kutlu eve yöneldiler. Orada yemek yedi ve Resulullah tarafından bayramlık elbiseler giydirildi. Bu yetim çocuğun ismi Buceyr iken Efendimiz (sav) bu ismi “Beşir” olarak değiştirdi. Artık karnı tok, güvende olan Beşir güle oynaya arkadaşlarının yanına gider. O yeni hali ile tekrar oyun oynayan çocukların arasına gittiğinde çocuklar dediler ki: az önce aramızda dikilip duruyor ve ağlıyordun şimdi ne oldu da gülüyor oynuyorsun çocuk onlara cevap verdi:
- Demin açtım; şimdi doydum, çıplaktım; giydirildim, annesiz ve babasızdım; şimdi Resullah gibi bir babaya sahib oldum, Aişe annem oldu Fatıma ablam oldu Ali amcam oldu Hasan ve Hüseyin kardeşlerim oldu nasıl gülmem nasıl bayram etmem…
Çocuklar hep bir ağızdan feryad ettiler:
- Ah keşke bizim de babalarımız Resulullah’ın beraberinde gazaya katılıp da şehid olsalardı…