İ’lem eyyühe’l-aziz!
Allah’a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah, Kâmil-i Mutlak olduğundan, lizatihî mahbubdur. Allah, Mûcid, Vâcibü’l-Vücud olduğundan kurbiyetinde vücut nurları, bu’diyetinde adem zulmetleri vardır. Allah, melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya ziynetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence O’dur. Allah Bâkîdir; âlemin bekası ancak Onun bekasıyladır. Allah Mâliktir; sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Allah, Ganiyy-i Muğnîdir; herşeyin anahtarı Ondadır. Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur.
İ’lem eyyühe’l-aziz!
Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
7 Aralık 2011
Dört şey için dünyayı kesben değil, kalben terk etmek lâzımdır.
1. Dünyanın ömrü kısa olup sür'atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle visalin lezzeti zeval buluyor.
2. Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.
3. Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun kabir dünyanın zinetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey orada çirkindir.
4. Düşmanlar ve haşerât-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabir ile dünya arasındaki aynı muvazenedir. Maahâzâ, Cenab-? Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel Allah'ın dâvetine icabet et.
2. Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.
3. Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun kabir dünyanın zinetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey orada çirkindir.
4. Düşmanlar ve haşerât-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabir ile dünya arasındaki aynı muvazenedir. Maahâzâ, Cenab-? Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel Allah'ın dâvetine icabet et.
Kalbin topluluğunu bozmayan herşey mubârekdir.
Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçdiği kullarına selâm olsun! Hadîs-i şerîfde, ; Bir kimsenin iyi müslimân olduğu, lüzûmlu şeylerle uğraşıp, fâidesiz şeylerden uzaklaşması ile belli olur buyuruldu. Bunun için, zemânları kıymetlendirmek lâzımdır. Böylece, fâidesiz, boş yere vakt öldürmekden kurtulmuş olursunuz. Şiir, kasîde ya'nî mevlid-i nebî okumağı başkalarına bırakıp, sessizce, bâtındaki nisbeti muhâfaza etmeğe çalışmalıdır.
Arkadaşların toplanmaları, bâtının dağılmaması içindir. Öteden beriden konuşmak için değildir. Bunun için, bir köşeye çekilmeyip, birlikde bulunmağı beğenmişlerdir. Kalbin toparlanmasını, toplulukda aramışlardır. Gönül topluluğunu bozan toplantılardan kaçınmak lâzımdır. Kalbin topluluğunu bozmıyan herşey mubârekdir. Bozanlar ise, uğursuz ve bereketsizdirler. Öyle yaşamalıdır ki, yanında bulunanların kalbleri toparlansın. Onları gönül dağınıklığına düşürmemelidir.
Kendini toparlamalı, konuşmamalıdır. Nutk çekecek, dedikodu yapacak zemân değildir. Fârisî mısra' tercemesi:
Ders verecek, keşşâf tefsîri okuyacak zemân değil!
Tahkike göre, mide, aşırı arzuların kaynağıdır.
İnsanoğlu hesabına en büyük tehlike kaynağı, midenin doyumsuz arzularıdır. Hz. Adem (A.S.) ile Havva'nın huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çıkarılarak horluk ve yokluk diyarına (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur.
Tahkike göre, mide, aşırı arzuların kaynağıdır. Hikmet ehlinden biri der ki, «nefsinin kontrolu altına giren kimse, onun azgın arzularından hoş-lanmaya mahkûm olmuş, onun yanılmalar zindanında tutuklanmış ve kalbini faydalı şeylerden mahrum etmiş olur. Vücud azaları toprağını azgın arzularla sulayanlar, kalblerinde pişmanlık ağacı dikmiş olurlar.
Aziz Allah (C.C.) canlıları üç türlü yaratmıştır: Melekleri akıllı ve fakat azgın isteksiz yaratmıştır. Hayvanları azgın isteklerle donatmış fakat onların yapısına akıl katmamıştır. İnsanoğlunu ise akıl ve arzuları birarada yapısına katarak yaratmıştır. Buna göre aklını azgın arzularının kontrolüne veren kimse hayvanlardan aşağıdır, bunun tersine azgın arzularını aklının kontrolü altında tutan kimse de meleklerden üstündür.
“Onu ancak bilenler görüyor.”
Başkalarına hayrı tavsiye edip, kendini unutanlardan olma!
Ârif ol!
ALLAH’ından kork!
Salihlerden birisinin kardeşi öldü.
Rüyasında gördü :
“Ne oldu?” diye sordu.
“Cennete girdim. Yiyip içip geziyorum” diye cevap verdi.
“Canım ben sana onları sormuyorum. Rabbini gördün mü?” dedi.
“Hayır” dedi.
“Onu ancak bilenler görüyor.”
ES SEYYİD AHMED EL BEDEVİ RAHİMEHULLAH HAZRETLERİ;
ALLAH-Ü TEALANIN KULLARINDAN BİRİNE BİR MUSİBET GELSE, BUNUN İÇİN SAKIN SEVİNME! GIYBET YAPMA! İNSANLAR ARASINDA LAF TAŞIMA! SANA EZİYET VERENİ, ZULMEDENİ AFFET! KÖTÜLÜK YAPANA İYİLİK ET! SANA VERMEYENE DE VER.
DERVİŞLİĞİN, TALEBELİĞİN ŞARTLARI; KÖTÜ İŞ VE SÖZLERDEN SAKINMAK, HARAMA BAKMAMAK , İFFETLİ OLMAK, HER ZAMAN ALLAH KORKUSUNA SAHİP OLMAK, ALLAH-Ü TEALANIN EMİRLERİNE UYGUN YAŞAMAK, ALLAH-Ü TEALAYI HİÇ UNUTMAMAK, AHİRETTE BAŞA GELECEKLERİ DÜŞÜNEREK HEP UYNIK VE DİKKATLİ OLMAKTIR.
YOLUMUZ, KURAN- I KERİME VE RESULULLAH EFENDİMİZİN SÜNNETİ SENİYYESİNE, BİLDİRDİKLERİNE UYMAK ,DOĞRULUK VERDİĞİ SÖZÜ YERİNE GETİRMEK ÜZERİNE KURULUDUR.ALİMLER YANINDA DİLİNİ, İNSANLARIN İLERİ GELENLERİ YANINDA GÖZÜNÜ HOCANIN HUZURUNDA KALBİNİ MUHAFAZA ET.EDEP VE VAKAR ÜZERE OL.
İLMİ OLAMAYAN İNSANIN DÜNYADA DA AHİRETTE DE HİÇ BİR KIYMETİ YOKTUR. İLMİ YUMUŞAKLIĞI OLMAYAN KİMSEYE, ALLAH-Ü TEALA KATINDA ŞEFAAT YOKTUR. SABIRLI OLMAYAN KİMSEYE İŞLERİNDE SELAMET YOKTUR.BU ALTI HASLETTEN NASİP OLMAYAN KİMSENİN, CENNETTE YERİ YOKTUR.
4 Aralık 2011
Günahı Göz İşler, Belasını Gönül Çeker!
Hocaya sormuşlar:
Keskin bir hafızaya nasıl sahip olunur?
...
Evladım biz Osmanlı mektebine gittik. Bize ilk gün "Yolda nasıl yürünür" bunun kaidesini öğrettiler. Göz ayağın ucunda olacak yürürken.
Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık.
Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz.
Ona bak, şuna bak. Sizde hafıza olmaz.
Günahı göz işler de belasını gönül çeker.
Gözler bakar,gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar......
Keskin bir hafızaya nasıl sahip olunur?
...
Evladım biz Osmanlı mektebine gittik. Bize ilk gün "Yolda nasıl yürünür" bunun kaidesini öğrettiler. Göz ayağın ucunda olacak yürürken.
Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık.
Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz.
Ona bak, şuna bak. Sizde hafıza olmaz.
Günahı göz işler de belasını gönül çeker.
Gözler bakar,gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar......
Her şeyden evvel içindeki nefs denilen ejderi öldür.
Biliniz ki, bizim yolumuzun esâsı, zarurî olan ile yetinmektir. Sonsuz seâdeti arzularsanız her hususta fakîrliği, yâni Allahü teâlâdan başkasına muhtaç olmamayı beğeniniz.
Bir kimse, eğer temiz, dürüst ve namuslu değilse, benim sulbümden gelmiş olsa da benim evlâdım değildir. Fakat bir kimse şerîati ve hakîkati hakkıyla bilir ve bunlarla amel ederse, en uzak yerler ahâlisinden bile olsa, o benim evlâdımdır.
Bu yola girenin gıdası kanâat, feyz yağmuru ise, ihlâs ile akıtılan gözyaşıdır. Ruh kapıları açılıp, kalbe acıma duygusu gelinceye kadar oruç tutulur. İşte o zaman insan kalb huzuru ile Kur’ân-ı kerîmin hakikatlerini anlayıp ondan istifâde edebilir.
Ey oğul! Eğer tövbe etmek istiyorsan, bunu şakaya alma. Oyuncak zannetme. Tövbe ettim demek suretiyle yalnız dil tövbesi yapmak insana hiç bir şey kazandırmaz. Hakîkî tövbe kulun kendi kalbini, mahlûkâtı düşünmekten ve hatırlamaktan kurtarabilmesi ile mümkün olur. İşte ancak kalbi böyle olan kimselerin tövbesi makbuldür. Kalbin böyle olabilmesi için, insanın evvelâ kendi nefsini dizginlemesi, sonra da tâatlarını ihlâs üzere inşâ etmesi lâzımdır. Bundan sonra da evliyayı kiramın menkıbe ve sözlerini okumalıdır.
Ey oğul ! Her şeyden evvel içindeki nefs denilen ejderi öldür. Yüzünü toprağa sür. Hatâ ve isyânını kabul ve itiraf et. Yaptığın hatâ dolu ibâdetlerin yüzüne çarpılmasından kork. Allahü teâlâ kullarının kalbine bakar. Ey insanlar, o hâlde kalblerinizi temiz tutunuz. Kalbinizde yalnız ihlâs ve istikâmet bulunsun.
ES SEYYİD İBRAHİM DESUKİ RAHMETULLAHİ ALEYH HAZRETLERİ
Allahü teâlâ, bizi ve sizi islâmiyyetin doğru yolunda bulundursun!
Allahü teâlâ, bizi ve sizi islâmiyyetin doğru yolunda bulundursun! Kıymetli kardeşim! Nakşibendiyye yolunun büyükleri, sünnet-i seniyyeye uymuş, azîmet yolunu tutmuşlardır. Sünnet-i seniyyeye uymakla ve azîmet yolunu seçmekle birlikde, eğer ahvâl ve mevâcid ile şereflenirlerse, büyük ni'met bilirler. Eğer, ahvâl ve mevâcide kavuşurlar, fekat sünnete yapışmakda ve azîmeti seçmekde gevşeklik olursa, bu ahvâli hiç beğenmezler ve böyle mevâcidi, ya'nî kendinden geçmeği istemezler.
Bu gevşekliği, felâketin başlangıcı bilirler. Çünki, Hindistândaki din adamları olan Cûkiyye ve Berehmenler ile eski Yunan felesofları da böyle tecellî sanılan tecellîlere ve Âlem-i misâldeki keşflere ve vahdet-i vücûd bilgilerine mâlik oldular. Fekat, rezîl ve rüsvâ olmakdan ve felâkete sürüklenmekden kurtulamadılar. Se'âdetden mahrûm kalmakdan başka, ellerine birşey geçmedi.
Kardeşim! Allahü teâlânın lutfü ve ihsânı ile, bu büyüklerin yoluna girdiğinize göre, onlar gibi olmanız lâzımdır. Onların yolundan kıl kadar ayrılmamalısınız! Ancak, böylece, onların yüksekliklerinden, birşeylere kavuşabilirsiniz. Önce, Ehl-i sünnet vel-cemâ'at mezhebi âlimlerinin kitâblarında bildirilenlere uygun olarak, i'tikâdı düzeltmek lâzımdır. Bundan sonra, farzları, vâcibleri, sünnetleri, müstehabları, halâl ve harâmları, mekrûhları ve şübheli olanları, Ehl-i sünnet âlimlerinin fıkh kitâblarından öğrenmeli ve işler, bu bilgiye uygun olmalıdır. Bunlar yapıldıkdan sonra, sıra üçüncüsüne gelir ki, bu da, tesavvuf bilgileridir. Ehl-i sünnet i'tikâdı ve fıkh bilgilerine uygun işler, tayyârenin iki kanadı gibidir. Bu iki kanad sağlam olmadıkca, maddesiz, zemânsız âleme uçulamaz. Bu iki kanad elde edilmeden, ahvâl ve mevâcid hâsıl olursa, felâket uçurumuna doğru yuvarlanıldığı anlaşılmalıdır. Böyle hâllerden ve vecdlerden kurtulmak için Allahü teâlâya sığınmalıdır.
İş budur. Bundan başkası hiçdir!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





